Günce 7: Güz- 2026. Düşmeler de yola dahildir yahut Güldüren de ağlatan da O'dur



Bu dönemin Mottosu Akif'den: "Allâh’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol"





22.6.26
Lizbon Havaalanı, 00:47
Sabah saat 6’da uçuşum var o sebeple geceyi havalanaında geçiriyorum. Yılın en uzun gününü geride bıraktım Lizbon’da. 6 günlük portekiz seyahatiydi. Bı yıl Türkiye ve  Almanya dışında gittiğim ilk ülke oldu sanırım bu ve yeni bir ülke. 25. Ülkem 🇵🇹.. 
dünya kupası oynanıyor, her yerde dev ekranlar var. Dün otobüs beklerlen hollanda - isveç maçına denk geldim . Taraftarlar o kadar sakin sevinip üzülüyorlar ki… 😂 milletlerin coşkuların şahit olmakta farklı hissettiriyor. Gol dışında başka hiçbir futbol kavramını bilmeyen benim için gözlemler çok sınırlı tabi hah. Bu akşamda iran-belgium maçı vardı. Asyalı bir kız filsitin bayrağıyla gelmiş, iranın kalecisi her golü tuttuğunda sevinçle bayrağı sallıyordu. Sonra white bir iranlı gelmişti, royalist bayrağıyla. Tabi toplasan 20 dk alanda durmuşumdur. Genel gözlemim insanlar çok daha sakin bize göre.

Havalanında “değişik” (bunun üzerine düşüneceğim, kime göre neye göre) olduğunu düşündüğüm kimselerin yanına oturdum. Önce “baya da hazırlıklılar herhalde uzun yol gidecekler” diye düşündüm. Sonra evsiz olduklarını anladım. Ve muhtemelen bağımlılar da. Kendimi orada tutmak için biraz zorladım. Ama yapamadım. Uyuyakalma ihtimalim korkuttı sanırım en çok. Avrupada en çok bunun ikilemini yaşadım. En çokta Berlin’de. Ciddi bir evsizler / obdachlose sorunu var. Ve bu günlük hayatın rutinine dönüşmüş. Bu insanlar en temel hijyenden yoksun. Ve bu her geçen gün avrupanın “normaline” dönüşüyor. Whiteness‘liklarinin çokça lekelendiği, kara lekelerden artık beyazlığın görünmez olduğu bu vasatta, belkide yüzleşilmesi gerekenlerin başında evsizler geliyor.
Kendime bir konum belirleyemiyorum bu insanlar için. Korkuyorum ve korktuğum için de utanıyorum. Yapmam gereken bir şeyler varmış da kaçıyormuşum gibi hissediyorum çoğu zaman. Bir tane “ekmekçi dede” ile tanışmıştım Berlin’de, herrmanplatz’daki evdizlere sıcak yemek dağıtıyordu. O bana ilham olmuştu❤️ Ama sonra kendimde o cesareti bulamadım. Bu da böyle bir bahis.

Sanırım tezim bitti dostlar. Bugüne kadarki yoluma yoldaşlık ettiğiniz için teşekkürler. Portekiz kendime bir teşekkür gezisiydi ve Rabbime çokça şülrettiğim bir seyahat ❤️‍🩹 İlk Belem’e gittim, Belem bana iyi hisettirmedi. Sömürgeciliği sorguladım çokça. Sonra Sintra’ya ve avrupa anakarasının en batı ucuna gittim. Sintra çok tatlıydı. Okyanusun azameti karşısında, kaybolunuşluklarımı ve bulunuşlarımı beraber yaşıyorum. 
Yine öyle oldu. Eylül ayında Fas’da ilk kez okyanus görmüştüm. Bu ikincisi oldu. Daha nicesine, amin… 
Sonra Lizbon’da bir gün geçirdim. Renklerini çok sevdim. Yokuş olmasını sevmedim. İnsan fenotipini çözemedim. Ülkelerini seviyorlar baya. Dünya kupasınında etkisiyle muhtemelen her yerde bayrak vardı. Neredeyse her gün nata yedim. Kendimi zorladım ama balığı severek yiyemedim. İtalya mutfağından devam biz. Kahvede çok iyi değiller. Meyvede iyiler. 
Portoyu daha çok sevdim ben. Daha dolu ve doyurucu geldi. Yol beni bir filistinli ve bir mağripli kız kardeşle tanıştırdı. Yolun gittiği yeri görmek çok hoş. Zira otobüs gelmiyordu, gelmeyecekti belki hiç. Ki gelmedi. Oradaki kızlara selam verip, otobüsle ilgili bir şey sorunca muhabbet aktı kendiliğinden… muhabbet… üzügünüm dedim mağripli arkadaşa, filistini daha çok seviyorum, hele ki mübarek mescidi aksa’yı her şeyden daha çok🇵🇸✌️ Mağripli olan “ben de” dedi. Hoş. Renklerimizi seviyorum ☺️☺️ ümmet olmanın imtihanı ve nimeti beraberi getirdiğini öğrendim bu son yıllarda. Kendimi eğitmemdeki bir etkende bu oldu. 
Önümde sıra uzadı. Sanırım abdest alamayacağım. Her yer kapalı. Teyemmüm alıp yatsıyı kılayım. 3 saate ✈️ uçuş….
Teşekkürler Rabbim, teşekkürler Portekiz. Olana ve olmayana bin şükür🫶🎶
Arka planda “hasret türküsü” çalıyor. Açın siz de dinleyin, Suavi’den.

19.06.26
Portodan selamalr neredeyse 1 ay olmuş yazmayalı. Yazmanın , daha doğrusu kendine yazmanın ne büyük bir nimet olduğunu anladım yazmadıkça ve dahi kendime okumadıkça. Ne diyorum? Deadline putu diyorum efenim, bilen bilir. Uyutmaz geceleri. Neyseki olacak olan olur. Elden geleni yapmanın huzuruyla bir süredir seyahat ediyorum. Şuan karşımda Luis köprüsü var. Portonun meşhur alametlerinden.  Harabe gibi bir yerdeyim. Muhtemelen Portonun bu tarafaki en tepe noktasıdır. Harabet ehlini hor görme demiş, defineye malik viraneler var… hakikat ki öyle. Portekizin mağrib etkisiyle gelişmiş “azulejo” sanatı, bu viranedeki taşlarada yansımış. İnsanlar gelip geçiyor aşağıki sokaktan. Hoş görünmediği için buraya çıkmayı gerek görmüyorlar belkide. Ya da gidilecekler listelerinde adı geçmediği için, adı bilinmezlerden olduğu için gelmeye layık görmüyorlar. Acaba böyle böyle kaçırıdğımız, görmezden geldiğimiz nice defineye malik viraneler kaçırıyoruz? Bu da bugün boyunca benimle kalacak sorum. Selam ile. Srs. 
24.05.26
3.5 yılın ardından yeniden heidelbergdeyim. Saat 20.30. philosophischenweg‘den indim schloss ve köprüye nazir oturuyorum bir bankta. Kisin kahve/cay aldiginiz bidikletli abiden bu sefer limonata/su aldim. Schlossa cikmadim bu sefer .ama philosophischen weg‘de yürüdüm. Uygur restoranina gittim. Hasta olmama ragmen. Bu seyahat bana cok iyi geldi. Yuzlerce yil oncesine dayanan eserler, savastan nasibini almamis sansli sehir olmanin sonucu. Almanyanin nadir romantik sehirlerinden. Seviyorum. Inshallah yine geleceğim.



20 mai, sabiha gökçen 


1 haftalık hızlı türkiye geçişinin sonuna geldik. Uster ve sakarya arasında gidip gelirken beynim artık ikisini yakın yerler olarak algılamış olacak ki, bir yerde bıraktıpım şeyi diğer yerden hemen kolaylıkla alabileceğimi, ya da Sakarya da uyanmakla Usterde uyanmak aasında çok da bir fark yokmuş gibi algılamaya başladı jgfb. Gurbetçilik.  Bu kelimeyi sabah, havalanına gelirken düşündüm. Ve yabancı bir dilde bu kelimeyi yeterince iyi anlatamayacağıma karar verdim. Hisler vardır açıklanamaz. Burası çok gürültülü, valiz sesleri, bilet okuyucular, alarmlar, polis kontrolü, müzikler... Bu yoğunluğu her ne kadar dinamik katsa da çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Ben sükunet insanıyım.
Zaman geçtikçe aile ve dost kavramının egemmiyetini daha yakından kavradığım yerdeyim.
Canım ümmü'mün düğününe geldim. Allah iki cihan saadeti versin. Nurcimin de bir kaç aya düğünü olacak inshallah. Güzel şeyler oluyor elhamdulillah.
Sumud ikinci kez yola çıktı. Ve lanet olasıcalar, yine tüm yolcuları tutukladı. Bu sefer üstelik ateş de açtı.
Kahrolsun kahrolasıcalar.
Bu ayın sonuna kadar olan süreç çok kriritk. Rabbim utandırmasın. Rabbi yessir ve la tuassir. 


7 mai 26, UZH HG
Ya sen beni bitireceksin sevgili tezim, ya da ben seni...
Vicafe'den kahve alırken arkamda Charlotte'yi gördüm. Oturduk, epey muhabbet ettik. Çok iyi geldi. İsviçre'nin kazandırdığı dostlukları da seviyorum. Bir İsviçreli iç'e karşı şey hissediyorum, sanki ilkokul arkadaşlarıymış aradan yıllar geçmiş de birbirimizi her gördün spoantane bir plan yapıp hadi kahve içelim demek genelde mümkün değildir. Öncesinde randevulaşmak gerekir. Spontanlik onları genelde strese sokar. Ama Charli öyle değildir, ya da bana öyle değildir. Bazen ona ve Celine karşı şey hissediyorum, sanki ilkokul arkadaşlarıymış aradan yıllar geçmiş de birbirimizi her gördüğümüzde yıllar öncesinden anlatacak çok şeyimiz birikmiş gibi. Ne ilginç. İçimize bu muhabbeti ekene de hamd olsun.

26 nisan
Necip abi Nuri Pakdil imzalı bir kitap paylaşmış. Benim de vardı bir zamanlar Nuri Pakdil imzalı kitabım. Heralde geri dönüp baktığımda keşke kalsaydı dediğim nadir şeylerden biridir. Neyse canım üstadımın anısını yaşatmak da bir duruştur. İyi geceler.
20 Nisan
Köyümde çalışacak mekan bulamadım bugün. pazartesi günü niye kapalı olursunuz ey uster cafeleri? Holza geldim ben de. Aklımda bilme kaç farklı fikir var. Birbirlerine kuyruklarını değdirmeden süreci yönetmeye çalışıyorum. Ama güzel olacak inanıyorum. Bir abstract yazmam gerek bir konferans için şimdi. Findingsde tensions in communities kısmındayım. hallolacak inshallah. alahumme yessir. 
17 nisan
Nisan ayını çok seviyorum. Keşke bu ay da baharın gelişi gibi hep güzel şeyler "doğsa". Ama olmuyor. Nasıl böyle kötü olduk? Sorusuna verecek cevabım artık olmuyor. "Şeytan"a şeytanlığını unutturacak cinsten kötü olmayı nasıl başardık?

Nisan,Vera,Vefa ve Umut..

"Keşke"ler üzerine bir bahis de vacip oldu.

Lakin önceliklerimiz var. Evvela tezi toparlamak gerek. Bugün Islamic Communities kısmını düzenleyeceğim inş.
Güneşli bir cuma günü, Grossmünster gölgesi, ofis, cuma vaktinde çan sesleri, arkada arp sesi, kulağımda çınlayan İbrahim Kalın sesi, ve AF.

15 nisan

Bunca adaletsizliğin olduğu bir dünyada, pembe dünyalarımıza devam edebilmemiz ancak hakiki manada kaçırılmış bir aklın ve yerine gelmeyecek bir hafıza kaybının sonucu olmalı. Az evvel şerefsiz israilin Filistinlileri çöp arabasında taşıdığı görüntülere denk geldim, Aylar önce bombaların etkisiyle yüzlerce metre havaya fırlayan bedenlere şahit olduk. Kafası güzellerin yaptıkları işgaller, esaretler ve sonu nereye varacağı bilinmez bir vahşet.... Ve hâlâ uyanıp devam edebiliyoruz. Unutma nimet mi bu nedir?

---
luxembourg- uk- portekiz- (irland)- yunanistan-hırvatistan:  2.5 ay


If it becomes a reality, 28 countries will be involved from 2022 to 2026, totally 30!

11 nisan
avrupa akademisi teori ve metodoloji uğruna can alır, can verir. görmüş öğrenmiş olduk.
bi de b güzel havalar. ah güzel havalar. çiçekli elbisesini giyen bi insan göl kenarına pikniğe gitmeli ne işi var kütüphanede? neyseki sabahtan domino kafe+ bit pazarı klasiğimi yaptım da bi tık rahatım. 

10 nisan
winterthur'da "coal mine" diye bi yere geldim. çok uykum var. ama çalışmam gerekiyor. bakalım görelim.
bi ara amme hizmeti olarak ders çalıştığım yerleri toplasam, sonraki nesillere güzel hizmet olur. Ama o zaman bu zaman değil. ciao cnm .

 
9 Nisan
"Hakkıyla üzülemedik, bari hakkıyla sevinelim. 40 günün ardından Mescidi Aksa ibadete açıldı" yazmış biri.
Ezim ezim eziliyorum bu lafın altında. Açan kim? Kapayn kim? Acizliğimizin acısından geberiyorum böyle zamanlarda. Güya İran ile ateşkes yaptı şeytanlar. Şeytana nasıl güvenilir? Hemen ardından Lübnan'a 100'ün üzerinden saldırı yaptılar. Buna nasıl dayanalım? Ne yapalım? Af. 

Kahrolsun tüm kahrolasıcalar! Free the world from zionists. 
7. nisan
Diş temizliğini burada sevdim; beş aşamalı bir süreç, 1 saat sürüyor, 180 chf civarı.
Önce ucu sivri bir şeyle diş etlerini inceliyor, sonra ona benzer şeyle üst temizlik yapıyor, sonra tanzikli su ve elektrikli aletle ince temizlik yapıyor, sonra bir kez daha ucu sivri şeyle geçiyor, sonra peeling yapıyor , sonra diş ipi. acil bu sanata biz de sahip olmalıyız. 
6.5.26
Konum belli, Grossmünster, çan kulesi gölgesi. Sen güzel havalarda kendini bir odada tutanların da Rabbisin. D Vitaminin de Rabbisin.
Teoride bitti sayılır. Literatürü tekrar düzenliyorum.
Bi de metodolojinin düzenlemesi var. İnşallah çok güzel olacak. Edinburgh'da kahve yudamlıdığımı şimdiden hayal ediyorum. Olduran da O'dur.

Bir de "Andalona yarına" dediğimde, "Andolana akan kana" demeyeni neyleyim?

5.5.26
Uzun bir aradna sonra bugün 20 dereceyi gördük. Sabahtan Celine'nin Ostern duasını dinlemek için Ayşe ile kiliseye gittik. Tatlı bir topluluktu. Field Work'un aksine iyi tecrübeler edindim. Hint işi hırkam baya övgü aldı :D
Sonra kısa bir göl kenarı güneşlenmesi, bazı vize işleri ve şimdi teze devam . Bugn teori bitmeli.
Literatür bitti ama düzenlenmeli. Metedoloji de feedbacke göre düzenlenmeli yarın akşama kadar.
Geriye, discussion, intro, ve conclision kalıyor. tabi feedbacklar. 
Allahumme yessir ve  eşrahli sadri ve yessirli emrii 
4.4.26
bugün Donaueschiengene gittim
bir Donauliebhaber olarak yani "Tuna Sevdalısı"; ölmeden önce yapılacaklar listemde bir şeye daha tik atmış oldum. Hamd O'na mahsustur.
Tuna'nın bana hissttirdiklerini pek açıklayamıyorum. Ama belki Aşık Çelebi açıklar:

Kişver-i kâfirden îmân ehline akup gelür
 Kıbleye tutmış yüzini bir müselmândur
 Tuna Habs-i kâfirden boşanmış gibi zencîrin sürür
 Şâh-ı İslâma gelür bir ehl-i îmândur Tuna

1 nisan 26
Her ne kadar bazen boğalsam ve içim içim sıkılsam da, benim kendimi en gerçekleştirmiş hissettiğim yer okuma ve yazma kürsüsü, yani bir biçim "akademidir." olur da bir gün bu kürsüden uzaklaşırsam ve yolumu kaybedersem diye buraya not düşmüş olayım.
inş bugün literatür bitiyor. son 1 ay sümmeyecim, dayan. Sonra Ümmü'nün düğünü ve sonra güzel yerler inşallah. 
Gider ayak fazlaca artan Almanca sevdam ve fransızca merakımdan da memnunum. bu yolun bana kattıkları için şükürlerim yetersiz. Neyse ki beni benden daha iyi tanır O (c.c). 

Oda çok kararmış geliyorsa camdan dışarı bakalım (genel)

Kedim boncuğu ve paptyayı özledim. Hureyreyi de özledim ama o bi tık gidik (sahibine çekmiş jglf)

Seneye bu zamanlar bakalım ne güzellemeleri yapacağım burada. Love you, Rabbim! Free Palestine and end of zionist occupation in the world! 

30 mart
kendi sınırlarını mümkün mertebe zorlamış ve zorlamayı devam eden biri olarak şunu söyleyebilirim k; kişi kendi potansiyelini ancak o sınıra vardığında idrak edebiliyor. sınırların çok ötesinde olmaktan bahsetmiyorum. ancak sınırları belli bie comfort zone içerisinde bulunmak bir noktada mevcut potansiyeli de köreltiyor. bu noktada kendini bilrek, Rabbini bilerek ve sınırlarını bilerek, seni çook aşmayan ama çok da aşağıya çekmeyen bir yol benimsemek beklenilenin üstünde bereketli olacaktır inshallah.
say bismillah yallah do it


azıcık okuyun




bundan sonra mezhepçilerin hakkı kötektir. 

27 mart
Bugün de güne mezhepçilerden tiksinerek uyandım. 
Merk ber Amerika!



25 mart

umutsuzluk yok. 
sezai karakoçun çok hoş bir videosu vardı. müslüman Allah'dan umut kesmez diye. bulursam onu da ekleyeyim buraya. 

24 mart
bayram ve sonrasında küçük bir hastalık atlattık. tam atlamadı ama altından üstünden geçip bugün kendimi tezin başına tekrar oturttum. bayramın ilk günü çok hoştu.  Katya, Lamia ve Sema ile bayram namazını kıldık. Kocaman bir salonda 5x kılındı. Bu renkleri özleyeceğim. Çokça. Sonra Sinan ailesinin bayramlaşma etkinliğine katıldım. Gurbette olmayı unutturan öyle aileler ile tanıştım ki burada. Hangisi için şükretsem azdır.

Şimdi önümüzdeki 1.5 ay inş yoğun bir biçimde odaklanarak tezi bitireceğim. Rabbim kolaylaştır.

Ha bu arada, öldürmeyen acı güçlendirir. denendi, onaylandı.

zamanında acıdan gebermeme neden olan olayları, bugün şükürle anıyorsam eğer, bu canım Rabbimin ikramı ve ihtidası iledir.
Düşülen kuyulardan çıkılmaz sanmayın, bi Yusuf olmasak bile bizim için de çizilmiş bir yön vardır.
Ha kuyuya atanlar size gelince; Yusufun abileri hükmünce, er ya da geç o büyük karşılaşma olur. Savunmanızı hazırlayın. thx. 
Bi intikam metni gibi olmuş. hahha. yok . genel bir manifesto sadece. :D

16 mart
Update: mümkün kadir gecesi 
Allahım sen ümmeti mezhepçilik hastalığından kurtar. Beldelerimize esenlik ver. Zalimi, siyonist çeteleri ve işbirlikçelerini kahreyle. Bize akıl fikir izan ver. 
Rızan doğrultusuda bir yaşam, hikmete ram olmuş bir yol, aynı niyette yoldaşlar nasip eyle.
Kalbime dirlik düzen ve huzur ver. Zihnime ve hayatıma sekinet ver.
Kötüden koru, iyiye yönelt. Affedicisin affetmeyi seversim bizi de affeyle. Sana hamd, rasulüne salat ve selam olsun.
---
ayrıca bugün msa'nın da iftarına katıldım. ümmetin renklerinin yakınen görüldüğü ortamlara bayılıyorum. akzentleri de sayarsak 10'a yakın farklı dilin konuşulduğu, ama herkesin tek bir kelime etrafında birleştiği, mümkün "vahdet" fikrinin canlı örnekleri. love you!
---

isviçrelilerden öğrendiğim hayat kalitesi artıran bir yaşam şekli var. az işi öz yapma isteği. bir tutku yahut yaşam disiplini onlardaki. tercih etmiyorlar zaten öyle öğreniyorlar. evlerine davet ettiklerinde çeşit çeşit yemek yapmak yerine sınırlı sayıda yemek yaparlar. ve saatlerce "banana bread" üzerine konuşabilirsiniz mesela. yahut mercimek köftesinin. abartmıyorum, saatlerce.
mesela diş temziliği yapan müstakil yerler var. buradaki kişiler size istediğiniz kadar danışmanlık verir, ince ince temizler ve memnuniyetiniz aslolandır.
kitapçılar. en sevdiğim yerler. özenle dekore edilmiş, ve size uygun bir köşe sunmak için uğraşırlar.
hocalar zaten candır. ulaşılır olabilmek ve feedback ile öğrenciye destek olmak, yormadan öğretmek onlar için mühim.
temizlikçisi, otobüs şoförü, market çalışanı. işini sevme düsturunu ve işi iyi yapma sevgisini öğretiyor. 

bu ülkeden çok şey öğrendim. kendime ve yaşama dair. iyi ki varsın ikinci evim. 

14 mart
Kadir gecesi olması umudu ile. Arınmış ve affolmuş olmayı dilerim. Affın, günahın hatırlanmayanından dilerim. Sabrı, direnmekle birlikte, tevekkülü aktif olmakla birlikte dilerim.
Rümlangdaki Şehbal iftarından dönüyorum.
S9
Ümmetin renklerini seviyorum 💜
13 mart
“İdeale erişilmez, ideal uğruna ölünür”
-Hasan Demiroğluü



11 mart
Ramazan’da toparlanıp gidiyor. Elhamdulillah bu yıl daha sakin ve razı geçiyor gibi hissediyorum.
Oerlikon’dan Uster’e gidiyorum. Celine iftara davet etmişti. Melodie isimli bir arkadaşıyla birlikte, müslüman arkadaşlarına iftar hazırlamışlar. Öyle tatlılar ki. Bu işte ya, çokluktaki birlik bu😍

Bana dün yazdı, tam olarak “helal” tanımını öğrenmek için. Ona göre hazırlık yapmışlar. Celine ve Melodie yatılı okulundan arkadaşmış, anladığım kadarıyla.  
Benim bi arkadaşımla birlikte hristiyan arkadaşlarım için noel sofrası kurmak hiç aklıma gelmemişti mesela. Öğrenecek çok şeyim var. Elhamdulillah.
Anlayanlardan ve yaşayanlardan olmal duamdır:)
10 mart
"insan bir durum değil süreçtir, yaradılışın kendisi gibi"
23 Şubat
Şubat'da toparlanıp gidiyor işte. Kulağım da ağrı var. Birazdan doktora gideceğim.
Gitmeden akşamki siyer dersi için okuma yapıyordum. A. Macit Hocanın (2019) makalesinden bir kesit. Moderniteyle yahut Batıyla karşılşaşmayı; ibka, iptal ve ıslah perspektifinden ele alan kaliteli bir çalışma:

"18. asra gelindiğinde Müslümanlar siyasal ve iktisadi çöküntü, bilimsel zayıflama içinde bulunmakta; Batı ise modernite ile birlikte yeni bir toplumsal ve siyasal sistem üretmekte ve sanayi devrimine dayalı teknik gelişmeleri hızla sürdürerek Büyük Dönüşüm yaşamaktadır. Bu zeminin kaymaya başladığı 17. asırda esasen karşılaşılan sorunların bir muhasebesi yapılırken, çözüm de kendi kadim medeniyet birikiminde aranmıştır. Ancak 18. asırda muhasebe ve çözüm arayışı artık cedid’e yani Batı’ya göre yapılmaya başlanmıştır. Bu dönem itibariyle Batı medeniyeti ile girilen etkileşim çerçevesinde iki temel soru ön plana çıkmıştır. Bunlardan birincisi “Biz nasıl bu hale düştük?”; ikincisi ise birinci soru ile de irtibatlı bir şekilde “Bu halden nasıl kurtulabiliriz?” Bu sorular etrafında özellikle 18. asırda başlayan büyük farkındalık askeri, idari, hukuki, ilmi olarak Batı ile yoğun bir şekilde etkileşime girilmesini zaruri hale getirmiştir. Bu bağlamda daha önce Abbasiler döneminde yapılan tercümelerden elde edilen tecrübe ekseninde Beytü’l-Hikme örnekliğinden hareketle 19. asırda Tercüme Odası isimli büyük kurumlar kurulmuştur. Bu kurumlar bir taraftan Avrupa ile köprü işlevi görmüştür.13 Bununla birlikte Batı’da ne olup bittiğini anlamak için Avrupa’ya özellikle Fransa ve Almanya’ya öğrenciler yollanmıştır. "
.....
"Bazı adımlarını ifade ettiğimiz bu üçüncü karşılaşmada çözüme yönelik çabalar sergilenmesine rağmen 19. ve 20. asırda Batı karşısında mukavemet gösteremeyen İslam dünyası Avrupa ile önceki karşılaşmalarda olduğu gibi sadece ilmi veya askeri- siyasi alanda değil hayatın hemen hemen her alanında vuku bulan bir karşılaşma gerçekleştirmiştir. Bu karşılaşmada Avrupa, tabiri caiz ise sadece İslam dünyasını değil aynı zamanda tüm Batı dışı toplumları yenilgiye uğratarak modernizasyona dayalı tek taraflı bir tesir oluşturmaya çalışmıştır. Haddizatında sosyo-kültürel olarak modernizm, askeri ve iktisadi olarak emperyalizm ve sömürgecilik, siyasi ve idari olarak ulus- devletleştirme, dini olarak misyonerlik, ilmi olarak düşüncede pozitivizm, felsefe ve tarihi materyalizm, biyolojik ilimlerde Darvinizm, psikolojide Freudizm’in hakimiyeti ve dini ilimlerde oryantalizm İslam dünyasının bütün alanlarını tesir altına almıştır."


19.02.25

kütüphanedeyim. arka fon böyle. Ramazan ilk gün.

"çağla aşık yunus çağla, hû mevlam hû. sen özünü hakk'a bağla. hû mevlam hû. ağlar isen başına ağla. hû mevlam hû. elden vefa yoğa benzer. hû mevlam hû."
16.02.26
nasıl oldu bilmeden geldiğim yer buna yakın olabilir

olur da bir gün kalemimi oynatma cesaretim olursa: yola çıkma hikayemi yazacak olursam. yalnızlıktan başlamalıyım. yalnızlığı sevmemden.  ya da sevdirilmesinden. hirasız olmuyor.
14.02
Uster Bibliothek
Dün Basel'de Beyütl Makdis seminerim vardı. Sevgi derneğinde. Basel, Herzl'in siyonist kongreyi yaptığı yer. Sembolik olarak bir anlamı var, en azından benim için. Orada tanıştığım Azize dedi ki, "belki de bizim bu çalışmalarım tarihin tersi yönde gideceğine dair bir mesajdır" kim bilir?
Ne demiş akif,
"Allâh’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol"
eyvallah

Bir de seminerden sonra yanıma gelip "çok güzel anlattın al sana hediye çorap" diyip lacivert çorap hediye eden teyze seni de unutmayacağım. Nasıl malum oldu ki sana benim lacivert çoraba olan ihtiyacım?

12.2.26
çalışmada ikinci gün. aynı anda çok yerde bulunmak mümkün olsa ruhum nasıl hissederdi acaba?
bir de şey hisettim, fakülteyle ilgili bir şey oldu, iyi hissettirilmek de iyi hisettirmek kadar önemliymiş.
teşekkürler sevgili departmanım.
11.2.26

Ramazan'a bir hafta kala yenilenme manifestosu. Konum aynı. Şükür, dirilmiş bir azim, çaba ve plan ile yeni döneme başladım. Korkular yine var tabi ama kontrol edilebilir. Yolda bilmem kaç kere tökezledikten sonra daha kontrol edilebilir oluyor korkular da. İsviçreye döndüm. Dönüşler her defasında bir şeyleri de alıp gidiyor ya. Ya da ekliyor. Bu başka bir meselin konusu. Findings chapterırnı Ramazana kadar bitirsem aliyyul ala olur. Umarım Ramazan'da dobarlanmama vesile olur. Salışlarımın değil derli toplu oluşlarımın başlangıcı olur. Disiplin ya Rab! 

Nasıl oldu bilemedim ama güzel bir şey oldu iç alemimde. Sanırım bir parça teslimiyet öğrendim. Ve olma bilincini biraz kenarından keşfettim. Kendin olma ve olmayana yahut olana "O'ndan gelir O'na gider" bilinciyle bakma. Kenarından kıyısından bu bilince ulşama çabasında olmak bile büyük ferahlık.  Hamd.  

 



 

Yorumlar