Bu dönemin Mottosu Akif'den: "Allâh’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol"
25.8
İsviçrede son gecem. Karışığım, şükür doluyum. Muhteşem bir hikayenin son cümlelerini yazıyor gibi hissediyorum. Elveda penceresinden yıldızları ve uçakları izlediğim pencerem, Aabcah, gece trenleri, Evi ve havuzu, Melek ailesi, küçük Ayşe, Aathal, Linde, arnavut teyze, hippişer, tatliş parl ve doğa…. Ve dostlarım, ümmü abla, Dominik, Celine, Melody, Aarau halkı… ah kalbim. Hamd Ona. Ve şükürler olsun Ona. Bu gece mevlid. Yeni doğuşlara vesile olsun. Yeniden doğumumun da gecesi olsun. Elveda Uster. Elveda ikinci doğum yerim
26.7.26
Nice, parc paradissio
Nicede son gün. Ve muhtemelen yeni hayatımın başlangıcını oluşturan da ilk gün. Master notum girildi. İnşallah mezunum. Bazen hayalmederken bile çekindiğimiz şeylerin olmasının duasını nasıl edeceğimi düşünürken şaşa kalıyorum. Tüm endişeler, bilinmezlikler bir anda sanki bir elle üstinden silinip atılmış gibi olan o his. Rabbim sen büyüksün. Acziyetim, aceleciliğim, sakarlığım ve daha nice eksiğimle geldiğim kapından hiç hüsran olarak dönmedim. Ben varlığının en büyük deliliyim. Hüzünlerin de sevimçlerin de karanlığın da aydınlığında Rabbi sensin.
Ancak ben iman ettim ki, aslolan hüzünler ve karanlıklar değil; aydınlıktır. Arizi durumlar, sabır ve istikamet ile aslına bir bimde ulaşır. Elbette yeni hüzünler de eklenebilir. Ancak bilirim ki, günleri evirip çeviren odur. Ve yine eşyayı aslına döndürecek plan da O dur
25.7.26
Nice-marseille yolu, 9.33
Güney doğu fransada 2. Gün. Fransa kaba taslak 4 bölgeden oluşuyor. Almanya tarafı, paris çevresi, britanya tarafı ve güney kesimi. İlk ikisine gitmiştim ge bu açık bir mukayese imkanı sunuyor. Burası parisin donık mimarisi ya da alsaca bölgesinin renkli mimarisinin yanında daha akdeniz vari, dar sıcak ve renkli bir deneyim sunuyor. İtalya ispanya ortası bir deneyim gibi.
Dün biraz old cityde vakit geçirdikten sonra, Eze’ye gittik. Eze bir orta çağ köyü. Dağlar ve denizlerin ortasında. Anlatılan o ki, korsan etkisinden vs korunmak için şehrin sokaklarını dar ve karmaşık inşa etmişler.güzeldi. Bize hayatımın en pahalı kahvesini satan değişik arkadaş, seni unutmayacağım:))
Zeynep, monako diye bir yerden bahsetmişti. Ben onu da eze gibi bir deniz gören köy diye düşünmüştüm. Ancak sonra dünyanın en küçük ikinci mikro devletş odluğunu öğrendik. Bunu öğrenince biz zaten bir şüphelendik. Casinolar/kumarhaneler ile ilgili de bir şeyler okuduk. Dedik bir bakar çıkarız ülkenize ne var yani fkfk 2 euro verdiğimiz otobüsle (belediye otobüsü) dünyanın en zengin ülkesine gittiğimizi hesap edememişiz tabi kfkc
Korkunçtu, ürperticiydi. Sınırlarına girdiğimiz an doku değişti. Üst üste yapılmış gökdelenimsi yapılar. Mide bulandıran bir lüx. Bakınız, ben katar ve isviçrede yaşadım. Böylesine ürpertici bir zenginlik deneyimlemedim.
(Devamını başka bir vakit getireceğim)
Marseille-nice dönüş yolunda decam, 21.05
Burada gökler gürledi, dolular yağdı, marseille de nadir görülen doğa olayları yakından deneyimlendi. Neyseki bir süre sonra toparladı hava. Önce şehri çok anlayamadık. Tipik bir akdeniz şehri gibi, ama değil gibi de. Fransızca konuşulması ve notre dame dışında pek fransa hissettirmedi. Şehirdeki kültürel harmoni her köşede hissedilir derecedeydi. Özellikle filistin ve kuzey afrika esintileri çokça kendini hisettirdi. Yağmurdan sonra gittiğimiz , cezayerli ablanın kafesi; ve akademiden istifa ettiğini düşündüğümüz ablanın hayatından izler barındıran kafesi çok iyiydi. Her kafe sahibinden bir şeyler barındırıyordu şehirde. Sıkcı tek tip minimal mekanlara hiç rastlamadık şehir boyunca. Modernitenin karşısında yaşasın geleneksel tasarım. Gelecketeki haifa cafem için bana da ilham oluyor bu güzellikler..
Neyse monakoya dönelim.
Gittiğimizde çok meşhur bir casinoları varmış. Onun önüne çıktı yol. Tabi internet falan da çekmediği için nerede olduğumuzu orada neler döndüğünü araştıramıyoruz. Ancak çevrede lüx çılgınlığı döndüğünü anlamamız zor olmadı. Casinonun arkasındaki park gibi yerden ins aalrın geçen arabaların/ insanların fotoğraflarını çekmelerşne sanki bir oyun sergileniyormuş da onu izliyorlarmış gibi davranmalarına önce anlam veremedik. Sonra belki o yoldan geçenlerin bizim tanımadığımız (şükür) zengin ünlü kişiler olabileceğine kanaat getirdik. Ve muhtemelen dünyayda sınırlı sayıda olan onarabalar da şnsanları heyecanlandırıyordu. O ğlkedeki max 2 saatlik deneyim, insanın görğnmw meraknın dizginlenmezne ne tür ürperirici sonuçlara yol açabileceğini göstermesi açısından önemliydi.
23.7.26
Bi yarım saat önce nice’e indim. Canım kekomu bekliyorum. The best travel buddy ever. Dün Baseldeydim. Bugün uçuşum oradaydı. Bir kez gitmiştim ama bu sefer oralı bir arkadaşla epey derinlemesine keşfettik.
Baselde sınırlar çok görünmez, ülke sınırlarından bahsediyorum. “Bir türk restorantına gidelim”dedi, “olur” dedim. Bir baktım 10 dk sonra almanyadayız😂 daha aa bu kadar kolay mı ya bhrada bu diye şaşırırken, “yakınlarda bir arap camii var, akşama oraya gidelim” deri sonra bi baktım 10 dk sonra fransada bir camiideyiz. Haha. Yani tamam zurichden de bir yerlere gitmek kolay da bu kadarına da ne bileyim😂 fransızlar gelip baselden bisiklet çalıp fakir ülkelere satıyormuş. Fransızlar siz neden bu dünyaya hep zararsınıız be. Allah affetsin yine geldim ülkenize. Yavaştan dilinizi de konuşmaya başladım kfkgk neler oluyor yoksa… yok yok fransanın sömürge tarihini kiçük çocukken bir filmle öğrenmeye başlayan ve adım adım bu nefreti inşa eden ben için, herhalde bu ihtimal yoktur ya.
Son 1 ay sanıırm, vay be. Meb mail atmış, uzatma istiyor musun diye. Yok canım bu sefer direk başınıza bela olarak gelmeyi tercih ediyorum jdjf
Kolaylaştır zorlaştırma Allahım, amin.
Erkeklerin heleki Müslüman erkeklerin kadınları “düzeltme, öğüt verme, hakka davet etme” arzularının bir an önce sonlanmasını diliyorum. Kendilerinin razı edilmesi gerektiği kibrinden kaynaklı bir tutum olduğunu düşünüyorum bunun. Bakınız erkekler, kadınların sizin yılgın rızanıza ihtiyacı falan yok. Teşekkürler.
Eğer kendinizi bu kategoride görmüyorsanız, alınganlık yapıp üstünüze alınmanıza gerek yok. Benim sözüm doğrudan veya dolaylı olarak, kadınları kendilerinden daha “aşağı” görüp, kendi ataerkil düşüncelerini meşrulaştırmak için “dini” kisve olarak kullanan buna karşı söylem geliştirenlere de “feminist” damgası vuran az gelişmiş beyinleredir.
19jul26
Zurich- Neuchatel treni
Creux du Van’a hikinge gidiyoruz.
Yol boyu aklımda onlarca düşünce taşıyorum ama hiçbirini bir düzene koyup anlamlı bir sonuca varamıyorum. Odaklanamamak anı anlamlandıramamaktan kaynaklı muhtemelen
Şöyle efedindim, bu yaz isviçredeki diğer yazlardan farklı. Buradaki son yazım, akademisel anlamda yüklerimin daha da azaldığı ama bu seferde yeni dünyanın kapılarının ne yöne açılacağını bilmemekle ilgili belirsizliklerin bulunduğu bir yaz. Ancak ziyanı yok. Bilinmezlikler ile baş edebilme yömtemlerini de bir şekilde iç dünyamda geliştirmeyi öğrendim sanırım.
Çokça öğrendiğim, çokça şükrettiğim, bazen ağlandığım, düştüğüm kalktığım yine düştüğüm yine kalktığım ancak her defasında yolun nasıl yürüneceğine dair müktesabatımı genişlettiğim yıllar geçirdim buralarda, 4 yıl…
Bunlardan hayatıma dokunan kişi ve olayların sayısı hayli fazla. Ancak hal ehli/zikr ehli kişilerin yeri ayrı bir yerde duruyor. Onlardan öğrenmeye çalıştığım ama kelimlere dökemediğim bir “hal” var. Bu dünyadan ama değil gibi de olan halleri. Kendi özgün tınılarını bulmuş bir ahenk hissi veriyorlar bana. Yolun güzelliğini, kendini bulma deneyiminin hangi kapıları açabileceğini gördüğüm çok sevgili kimseler, sizi unutmayacağım.
Türkiyeye dönmeme az kala, endülüsle ilgili bir niyetimi daha gerçekleştireceğim sanırım. Rabbim büyüksün🫶
I
16 jul
Zurich sıcak. Hitze. İki gündür vapur turu yapıyorum. Kulağımda st. Levant deira ve behibek arasında kayboluyorum… arapça sen kesinlikle bu dünyayı aşan bir güzelliğe sahipsin… ve dağlar ve gökler ve denizler ve göller… nedir bilmiyorum ama hepinizin ben de dokunduğu o tel aynı. Filistin, yerler, gökler ve arapça bir de farsça. Aynı yerde.
16. Juş gece 01.49
Pencereden yıldızları izliyorum. Subhanallah moment. En çok bu geceleri özleyeceğim.
14 Jul 26
Zurich Uster treni
Uzun bir aradan sonra Zurichde stressiz vakit geçirdim. Deadline putu olmadan. Zordu. Ama sanırım nihayete erdi. Bir kaç haftaya belli olur. Ne yolculuktu be! Demekten kendimi alamıyorum. O mahilerki derya içredür deki mahi gibiyim. Ne yaşadığımı hala tam oalrak idrak edebilmiş değilim. Muhtemelen bu mikro deryadan çıktığımda anlayacağım. Şuan mevcut olan duygular, şükür çok fazla şükür, hayret, tekrar şükür, hüzün, hasret, imkan ve teslimiyet.
Ben Allahın varlığının en büyük deliliyim dostlarım. Her şey ben yaşarken olmamıştır belki ama çok şey ben yaşarken oldu. Ve ben göz yaşlarının akmasına müsade etmemeklikle boğazın düğümlenmesi arasındaki o halde yolun nasıl yürüneceğini sanıırm bir şekilde öğrendim. Ben yaşarken olmamış olabilir her şey, ama ben yaşarken oldu çok şey. İliklerime kadar hiseettim bazılarını. Ve şimdi ölürsek… hoş. Yaşarsak da hoş. Alan da veren de o. Hamd ve hamd.
30.6.26 10.09, London, Uk
Ekizabeth line’dan merhaba. Yaklaşık 1.5 saat uçuşla londraya geldim. Uçak deneyimim iyiydi. Yanımda oturan biri valizme çok yardım etti, sonra yemenli olduğunu söyledi. 35 yıldır isviçredeymiş. Sonra hostesden vejeteryan sandwich istedim. Yok dedi. Ben de teşekkür ettim, diğer opsiyonları yemiyorum dedim. 5 dk sonra geldi, küçük kruvasanlar reçel ve bar getirmiş. “Benden” dedi. Ya nasıl bi kibarlık, mutlu oldum.
1 saat pasaport sırası bekledim. Çifte standarttan nefret. Şimdilik kolay gidiyor. Umarım hayırla ve güzellikle gezerim:)
22.6.26
Lizbon Havaalanı, 00:47
Sabah saat 6’da uçuşum var o sebeple geceyi havalanaında geçiriyorum. Yılın en uzun gününü geride bıraktım Lizbon’da. 6 günlük portekiz seyahatiydi. Bı yıl Türkiye ve Almanya dışında gittiğim ilk ülke oldu sanırım bu ve yeni bir ülke. 25. Ülkem 🇵🇹..
dünya kupası oynanıyor, her yerde dev ekranlar var. Dün otobüs beklerlen hollanda - isveç maçına denk geldim . Taraftarlar o kadar sakin sevinip üzülüyorlar ki… 😂 milletlerin coşkuların şahit olmakta farklı hissettiriyor. Gol dışında başka hiçbir futbol kavramını bilmeyen benim için gözlemler çok sınırlı tabi hah. Bu akşamda iran-belgium maçı vardı. Asyalı bir kız filsitin bayrağıyla gelmiş, iranın kalecisi her golü tuttuğunda sevinçle bayrağı sallıyordu. Sonra white bir iranlı gelmişti, royalist bayrağıyla. Tabi toplasan 20 dk alanda durmuşumdur. Genel gözlemim insanlar çok daha sakin bize göre.
Havalanında “değişik” (bunun üzerine düşüneceğim, kime göre neye göre) olduğunu düşündüğüm kimselerin yanına oturdum. Önce “baya da hazırlıklılar herhalde uzun yol gidecekler” diye düşündüm. Sonra evsiz olduklarını anladım. Ve muhtemelen bağımlılar da. Kendimi orada tutmak için biraz zorladım. Ama yapamadım. Uyuyakalma ihtimalim korkuttı sanırım en çok. Avrupada en çok bunun ikilemini yaşadım. En çokta Berlin’de. Ciddi bir evsizler / obdachlose sorunu var. Ve bu günlük hayatın rutinine dönüşmüş. Bu insanlar en temel hijyenden yoksun. Ve bu her geçen gün avrupanın “normaline” dönüşüyor. Whiteness‘liklarinin çokça lekelendiği, kara lekelerden artık beyazlığın görünmez olduğu bu vasatta, belkide yüzleşilmesi gerekenlerin başında evsizler geliyor.
Kendime bir konum belirleyemiyorum bu insanlar için. Korkuyorum ve korktuğum için de utanıyorum. Yapmam gereken bir şeyler varmış da kaçıyormuşum gibi hissediyorum çoğu zaman. Bir tane “ekmekçi dede” ile tanışmıştım Berlin’de, herrmanplatz’daki evdizlere sıcak yemek dağıtıyordu. O bana ilham olmuştu❤️ Ama sonra kendimde o cesareti bulamadım. Bu da böyle bir bahis.
Sanırım tezim bitti dostlar. Bugüne kadarki yoluma yoldaşlık ettiğiniz için teşekkürler. Portekiz kendime bir teşekkür gezisiydi ve Rabbime çokça şülrettiğim bir seyahat ❤️🩹 İlk Belem’e gittim, Belem bana iyi hisettirmedi. Sömürgeciliği sorguladım çokça. Sonra Sintra’ya ve avrupa anakarasının en batı ucuna gittim. Sintra çok tatlıydı. Okyanusun azameti karşısında, kaybolunuşluklarımı ve bulunuşlarımı beraber yaşıyorum.
Yine öyle oldu. Eylül ayında Fas’da ilk kez okyanus görmüştüm. Bu ikincisi oldu. Daha nicesine, amin…
Sonra Lizbon’da bir gün geçirdim. Renklerini çok sevdim. Yokuş olmasını sevmedim. İnsan fenotipini çözemedim. Ülkelerini seviyorlar baya. Dünya kupasınında etkisiyle muhtemelen her yerde bayrak vardı. Neredeyse her gün nata yedim. Kendimi zorladım ama balığı severek yiyemedim. İtalya mutfağından devam biz. Kahvede çok iyi değiller. Meyvede iyiler.
Portoyu daha çok sevdim ben. Daha dolu ve doyurucu geldi. Yol beni bir filistinli ve bir mağripli kız kardeşle tanıştırdı. Yolun gittiği yeri görmek çok hoş. Zira otobüs gelmiyordu, gelmeyecekti belki hiç. Ki gelmedi. Oradaki kızlara selam verip, otobüsle ilgili bir şey sorunca muhabbet aktı kendiliğinden… muhabbet… üzügünüm dedim mağripli arkadaşa, filistini daha çok seviyorum, hele ki mübarek mescidi aksa’yı her şeyden daha çok🇵🇸✌️ Mağripli olan “ben de” dedi. Hoş. Renklerimizi seviyorum ☺️☺️ ümmet olmanın imtihanı ve nimeti beraberi getirdiğini öğrendim bu son yıllarda. Kendimi eğitmemdeki bir etkende bu oldu.
Önümde sıra uzadı. Sanırım abdest alamayacağım. Her yer kapalı. Teyemmüm alıp yatsıyı kılayım. 3 saate ✈️ uçuş….
Teşekkürler Rabbim, teşekkürler Portekiz. Olana ve olmayana bin şükür🫶🎶
Arka planda “hasret türküsü” çalıyor. Açın siz de dinleyin, Suavi’den.
19.06.26
Portodan selamalr neredeyse 1 ay olmuş yazmayalı. Yazmanın , daha doğrusu kendine yazmanın ne büyük bir nimet olduğunu anladım yazmadıkça ve dahi kendime okumadıkça. Ne diyorum? Deadline putu diyorum efenim, bilen bilir. Uyutmaz geceleri. Neyseki olacak olan olur. Elden geleni yapmanın huzuruyla bir süredir seyahat ediyorum. Şuan karşımda Luis köprüsü var. Portonun meşhur alametlerinden. Harabe gibi bir yerdeyim. Muhtemelen Portonun bu tarafaki en tepe noktasıdır. Harabet ehlini hor görme demiş, defineye malik viraneler var… hakikat ki öyle. Portekizin mağrib etkisiyle gelişmiş “azulejo” sanatı, bu viranedeki taşlarada yansımış. İnsanlar gelip geçiyor aşağıki sokaktan. Hoş görünmediği için buraya çıkmayı gerek görmüyorlar belkide. Ya da gidilecekler listelerinde adı geçmediği için, adı bilinmezlerden olduğu için gelmeye layık görmüyorlar. Acaba böyle böyle kaçırıdğımız, görmezden geldiğimiz nice defineye malik viraneler kaçırıyoruz? Bu da bugün boyunca benimle kalacak sorum. Selam ile. Srs.
24.05.26
3.5 yılın ardından yeniden heidelbergdeyim. Saat 20.30. philosophischenweg‘den indim schloss ve köprüye nazir oturuyorum bir bankta. Kisin kahve/cay aldiginiz bisikletli abiden bu sefer limonata/su aldim. Schlossa cikmadim bu sefer .ama philosophischen weg‘de yürüdüm. Uygur restoranina gittim. Hasta olmama ragmen. Bu seyahat bana cok iyi geldi. Yuzlerce yil oncesine dayanan eserler, savastan nasibini almamis sansli sehir olmanin sonucu. Almanyanin nadir romantik sehirlerinden. Seviyorum. Inshallah yine geleceğim.
20 mai, sabiha gökçen
Zaman geçtikçe aile ve dost kavramının egemmiyetini daha yakından kavradığım yerdeyim.
Canım ümmü'mün düğününe geldim. Allah iki cihan saadeti versin. Nurcimin de bir kaç aya düğünü olacak inshallah. Güzel şeyler oluyor elhamdulillah.
Sumud ikinci kez yola çıktı. Ve lanet olasıcalar, yine tüm yolcuları tutukladı. Bu sefer üstelik ateş de açtı.
Kahrolsun kahrolasıcalar.
Bu ayın sonuna kadar olan süreç çok kriritk. Rabbim utandırmasın. Rabbi yessir ve la tuassir.
Bu ayın sonuna kadar olan süreç çok kriritk. Rabbim utandırmasın. Rabbi yessir ve la tuassir.
7 mai 26, UZH HG
Ya sen beni bitireceksin sevgili tezim, ya da ben seni...
Vicafe'den kahve alırken arkamda Charlotte'yi gördüm. Oturduk, epey muhabbet ettik. Çok iyi geldi. İsviçre'nin kazandırdığı dostlukları da seviyorum. Bir İsviçreli iç'e karşı şey hissediyorum, sanki ilkokul arkadaşlarıymış aradan yıllar geçmiş de birbirimizi her gördün spoantane bir plan yapıp hadi kahve içelim demek genelde mümkün değildir. Öncesinde randevulaşmak gerekir. Spontanlik onları genelde strese sokar. Ama Charli öyle değildir, ya da bana öyle değildir. Bazen ona ve Celine karşı şey hissediyorum, sanki ilkokul arkadaşlarıymış aradan yıllar geçmiş de birbirimizi her gördüğümüzde yıllar öncesinden anlatacak çok şeyimiz birikmiş gibi. Ne ilginç. İçimize bu muhabbeti ekene de hamd olsun.26 nisan
Necip abi Nuri Pakdil imzalı bir kitap paylaşmış. Benim de vardı bir zamanlar Nuri Pakdil imzalı kitabım. Heralde geri dönüp baktığımda keşke kalsaydı dediğim nadir şeylerden biridir. Neyse canım üstadımın anısını yaşatmak da bir duruştur. İyi geceler.
20 Nisan
Köyümde çalışacak mekan bulamadım bugün. pazartesi günü niye kapalı olursunuz ey uster cafeleri? Holza geldim ben de. Aklımda bilme kaç farklı fikir var. Birbirlerine kuyruklarını değdirmeden süreci yönetmeye çalışıyorum. Ama güzel olacak inanıyorum. Bir abstract yazmam gerek bir konferans için şimdi. Findingsde tensions in communities kısmındayım. hallolacak inshallah. alahumme yessir.
17 nisan
Nisan ayını çok seviyorum. Keşke bu ay da baharın gelişi gibi hep güzel şeyler "doğsa". Ama olmuyor. Nasıl böyle kötü olduk? Sorusuna verecek cevabım artık olmuyor. "Şeytan"a şeytanlığını unutturacak cinsten kötü olmayı nasıl başardık?
Nisan,Vera,Vefa ve Umut..
"Keşke"ler üzerine bir bahis de vacip oldu.
Lakin önceliklerimiz var. Evvela tezi toparlamak gerek. Bugün Islamic Communities kısmını düzenleyeceğim inş.
Güneşli bir cuma günü, Grossmünster gölgesi, ofis, cuma vaktinde çan sesleri, arkada arp sesi, kulağımda çınlayan İbrahim Kalın sesi, ve AF.
15 nisan
---
luxembourg- uk- portekiz- (irland)- yunanistan-hırvatistan: 2.5 ay
If it becomes a reality, 28 countries will be involved from 2022 to 2026, totally 30!
11 nisan
bi de b güzel havalar. ah güzel havalar. çiçekli elbisesini giyen bi insan göl kenarına pikniğe gitmeli ne işi var kütüphanede? neyseki sabahtan domino kafe+ bit pazarı klasiğimi yaptım da bi tık rahatım.
10 nisan
winterthur'da "coal mine" diye bi yere geldim. çok uykum var. ama çalışmam gerekiyor. bakalım görelim.
bi ara amme hizmeti olarak ders çalıştığım yerleri toplasam, sonraki nesillere güzel hizmet olur. Ama o zaman bu zaman değil. ciao cnm .
9 Nisan
"Hakkıyla üzülemedik, bari hakkıyla sevinelim. 40 günün ardından Mescidi Aksa ibadete açıldı" yazmış biri.
Ezim ezim eziliyorum bu lafın altında. Açan kim? Kapayn kim? Acizliğimizin acısından geberiyorum böyle zamanlarda. Güya İran ile ateşkes yaptı şeytanlar. Şeytana nasıl güvenilir? Hemen ardından Lübnan'a 100'ün üzerinden saldırı yaptılar. Buna nasıl dayanalım? Ne yapalım? Af.
Kahrolsun tüm kahrolasıcalar! Free the world from zionists.
7. nisan
Diş temizliğini burada sevdim; beş aşamalı bir süreç, 1 saat sürüyor, 180 chf civarı.
Önce ucu sivri bir şeyle diş etlerini inceliyor, sonra ona benzer şeyle üst temizlik yapıyor, sonra tanzikli su ve elektrikli aletle ince temizlik yapıyor, sonra bir kez daha ucu sivri şeyle geçiyor, sonra peeling yapıyor , sonra diş ipi. acil bu sanata biz de sahip olmalıyız.
6.5.26
Konum belli, Grossmünster, çan kulesi gölgesi. Sen güzel havalarda kendini bir odada tutanların da Rabbisin. D Vitaminin de Rabbisin.
Teoride bitti sayılır. Literatürü tekrar düzenliyorum.
Bi de metodolojinin düzenlemesi var. İnşallah çok güzel olacak. Edinburgh'da kahve yudamlıdığımı şimdiden hayal ediyorum. Olduran da O'dur.
Bir de "Andalona yarına" dediğimde, "Andolana akan kana" demeyeni neyleyim?
5.5.26
Uzun bir aradna sonra bugün 20 dereceyi gördük. Sabahtan Celine'nin Ostern duasını dinlemek için Ayşe ile kiliseye gittik. Tatlı bir topluluktu. Field Work'un aksine iyi tecrübeler edindim. Hint işi hırkam baya övgü aldı :D
Sonra kısa bir göl kenarı güneşlenmesi, bazı vize işleri ve şimdi teze devam . Bugn teori bitmeli.
Literatür bitti ama düzenlenmeli. Metedoloji de feedbacke göre düzenlenmeli yarın akşama kadar.
Geriye, discussion, intro, ve conclision kalıyor. tabi feedbacklar.
Allahumme yessir ve eşrahli sadri ve yessirli emrii
4.4.26
bugün Donaueschiengene gittim
bir Donauliebhaber olarak yani "Tuna Sevdalısı"; ölmeden önce yapılacaklar listemde bir şeye daha tik atmış oldum. Hamd O'na mahsustur.
Tuna'nın bana hissttirdiklerini pek açıklayamıyorum. Ama belki Aşık Çelebi açıklar:
Kişver-i kâfirden îmân ehline akup gelür
Kıbleye tutmış yüzini bir müselmândur
Tuna Habs-i kâfirden boşanmış gibi zencîrin sürür
Şâh-ı İslâma gelür bir ehl-i îmândur Tuna
1 nisan 26
Her ne kadar bazen boğalsam ve içim içim sıkılsam da, benim kendimi en gerçekleştirmiş hissettiğim yer okuma ve yazma kürsüsü, yani bir biçim "akademidir." olur da bir gün bu kürsüden uzaklaşırsam ve yolumu kaybedersem diye buraya not düşmüş olayım.
inş bugün literatür bitiyor. son 1 ay sümmeyecim, dayan. Sonra Ümmü'nün düğünü ve sonra güzel yerler inşallah.
Gider ayak fazlaca artan Almanca sevdam ve fransızca merakımdan da memnunum. bu yolun bana kattıkları için şükürlerim yetersiz. Neyse ki beni benden daha iyi tanır O (c.c).
Oda çok kararmış geliyorsa camdan dışarı bakalım (genel)
Kedim boncuğu ve paptyayı özledim. Hureyreyi de özledim ama o bi tık gidik (sahibine çekmiş jglf)
Seneye bu zamanlar bakalım ne güzellemeleri yapacağım burada. Love you, Rabbim! Free Palestine and end of zionist occupation in the world!
30 mart
kendi sınırlarını mümkün mertebe zorlamış ve zorlamayı devam eden biri olarak şunu söyleyebilirim k; kişi kendi potansiyelini ancak o sınıra vardığında idrak edebiliyor. sınırların çok ötesinde olmaktan bahsetmiyorum. ancak sınırları belli bie comfort zone içerisinde bulunmak bir noktada mevcut potansiyeli de köreltiyor. bu noktada kendini bilrek, Rabbini bilerek ve sınırlarını bilerek, seni çook aşmayan ama çok da aşağıya çekmeyen bir yol benimsemek beklenilenin üstünde bereketli olacaktır inshallah.
say bismillah yallah do it
azıcık okuyun
bundan sonra mezhepçilerin hakkı kötektir.
27 mart
Bugün de güne mezhepçilerden tiksinerek uyandım.
Merk ber Amerika!
25 mart
umutsuzluk yok.
sezai karakoçun çok hoş bir videosu vardı. müslüman Allah'dan umut kesmez diye. bulursam onu da ekleyeyim buraya.
24 mart
bayram ve sonrasında küçük bir hastalık atlattık. tam atlamadı ama altından üstünden geçip bugün kendimi tezin başına tekrar oturttum. bayramın ilk günü çok hoştu. Katya, Lamia ve Sema ile bayram namazını kıldık. Kocaman bir salonda 5x kılındı. Bu renkleri özleyeceğim. Çokça. Sonra Sinan ailesinin bayramlaşma etkinliğine katıldım. Gurbette olmayı unutturan öyle aileler ile tanıştım ki burada. Hangisi için şükretsem azdır.
Şimdi önümüzdeki 1.5 ay inş yoğun bir biçimde odaklanarak tezi bitireceğim. Rabbim kolaylaştır.
Ha bu arada, öldürmeyen acı güçlendirir. denendi, onaylandı.
zamanında acıdan gebermeme neden olan olayları, bugün şükürle anıyorsam eğer, bu canım Rabbimin ikramı ve ihtidası iledir.
Düşülen kuyulardan çıkılmaz sanmayın, bi Yusuf olmasak bile bizim için de çizilmiş bir yön vardır.
Ha kuyuya atanlar size gelince; Yusufun abileri hükmünce, er ya da geç o büyük karşılaşma olur. Savunmanızı hazırlayın. thx.
Bi intikam metni gibi olmuş. hahha. yok . genel bir manifesto sadece. :D
16 mart
Update: mümkün kadir gecesi
Allahım sen ümmeti mezhepçilik hastalığından kurtar. Beldelerimize esenlik ver. Zalimi, siyonist çeteleri ve işbirlikçelerini kahreyle. Bize akıl fikir izan ver.
Rızan doğrultusuda bir yaşam, hikmete ram olmuş bir yol, aynı niyette yoldaşlar nasip eyle.
Kalbime dirlik düzen ve huzur ver. Zihnime ve hayatıma sekinet ver.
Kötüden koru, iyiye yönelt. Affedicisin affetmeyi seversim bizi de affeyle. Sana hamd, rasulüne salat ve selam olsun.
---
ayrıca bugün msa'nın da iftarına katıldım. ümmetin renklerinin yakınen görüldüğü ortamlara bayılıyorum. akzentleri de sayarsak 10'a yakın farklı dilin konuşulduğu, ama herkesin tek bir kelime etrafında birleştiği, mümkün "vahdet" fikrinin canlı örnekleri. love you!
---
isviçrelilerden öğrendiğim hayat kalitesi artıran bir yaşam şekli var. az işi öz yapma isteği. bir tutku yahut yaşam disiplini onlardaki. tercih etmiyorlar zaten öyle öğreniyorlar. evlerine davet ettiklerinde çeşit çeşit yemek yapmak yerine sınırlı sayıda yemek yaparlar. ve saatlerce "banana bread" üzerine konuşabilirsiniz mesela. yahut mercimek köftesinin. abartmıyorum, saatlerce.
mesela diş temziliği yapan müstakil yerler var. buradaki kişiler size istediğiniz kadar danışmanlık verir, ince ince temizler ve memnuniyetiniz aslolandır.
kitapçılar. en sevdiğim yerler. özenle dekore edilmiş, ve size uygun bir köşe sunmak için uğraşırlar.
hocalar zaten candır. ulaşılır olabilmek ve feedback ile öğrenciye destek olmak, yormadan öğretmek onlar için mühim.
temizlikçisi, otobüs şoförü, market çalışanı. işini sevme düsturunu ve işi iyi yapma sevgisini öğretiyor.
bu ülkeden çok şey öğrendim. kendime ve yaşama dair. iyi ki varsın ikinci evim.
14 mart
Kadir gecesi olması umudu ile. Arınmış ve affolmuş olmayı dilerim. Affın, günahın hatırlanmayanından dilerim. Sabrı, direnmekle birlikte, tevekkülü aktif olmakla birlikte dilerim.
Rümlangdaki Şehbal iftarından dönüyorum.
S9
Ümmetin renklerini seviyorum 💜
13 mart“İdeale erişilmez, ideal uğruna ölünür”
-Hasan Demiroğluü
11 mart
Ramazan’da toparlanıp gidiyor. Elhamdulillah bu yıl daha sakin ve razı geçiyor gibi hissediyorum.
Oerlikon’dan Uster’e gidiyorum. Celine iftara davet etmişti. Melodie isimli bir arkadaşıyla birlikte, müslüman arkadaşlarına iftar hazırlamışlar. Öyle tatlılar ki. Bu işte ya, çokluktaki birlik bu😍
Bana dün yazdı, tam olarak “helal” tanımını öğrenmek için. Ona göre hazırlık yapmışlar. Celine ve Melodie yatılı okulundan arkadaşmış, anladığım kadarıyla.
Benim bi arkadaşımla birlikte hristiyan arkadaşlarım için noel sofrası kurmak hiç aklıma gelmemişti mesela. Öğrenecek çok şeyim var. Elhamdulillah.
Anlayanlardan ve yaşayanlardan olmal duamdır:)
10 mart
"insan bir durum değil süreçtir, yaradılışın kendisi gibi"
23 Şubat
Şubat'da toparlanıp gidiyor işte. Kulağım da ağrı var. Birazdan doktora gideceğim.
Gitmeden akşamki siyer dersi için okuma yapıyordum. A. Macit Hocanın (2019) makalesinden bir kesit. Moderniteyle yahut Batıyla karşılşaşmayı; ibka, iptal ve ıslah perspektifinden ele alan kaliteli bir çalışma:
"18. asra gelindiğinde Müslümanlar siyasal ve iktisadi çöküntü, bilimsel
zayıflama içinde bulunmakta; Batı ise modernite ile birlikte yeni bir toplumsal ve
siyasal sistem üretmekte ve sanayi devrimine dayalı teknik gelişmeleri hızla sürdürerek
Büyük Dönüşüm yaşamaktadır. Bu zeminin kaymaya başladığı 17. asırda esasen
karşılaşılan sorunların bir muhasebesi yapılırken, çözüm de kendi kadim medeniyet
birikiminde aranmıştır. Ancak 18. asırda muhasebe ve çözüm arayışı artık cedid’e yani
Batı’ya göre yapılmaya başlanmıştır. Bu dönem itibariyle Batı medeniyeti ile girilen
etkileşim çerçevesinde iki temel soru ön plana çıkmıştır. Bunlardan birincisi “Biz nasıl
bu hale düştük?”; ikincisi ise birinci soru ile de irtibatlı bir şekilde “Bu halden nasıl
kurtulabiliriz?” Bu sorular etrafında özellikle 18. asırda başlayan büyük farkındalık
askeri, idari, hukuki, ilmi olarak Batı ile yoğun bir şekilde etkileşime girilmesini zaruri
hale getirmiştir. Bu bağlamda daha önce Abbasiler döneminde yapılan tercümelerden
elde edilen tecrübe ekseninde Beytü’l-Hikme örnekliğinden hareketle 19. asırda
Tercüme Odası isimli büyük kurumlar kurulmuştur. Bu kurumlar bir taraftan Avrupa ile
köprü işlevi görmüştür.13 Bununla birlikte Batı’da ne olup bittiğini anlamak için
Avrupa’ya özellikle Fransa ve Almanya’ya öğrenciler yollanmıştır. "
.....
"Bazı adımlarını ifade ettiğimiz bu üçüncü karşılaşmada çözüme yönelik çabalar
sergilenmesine rağmen 19. ve 20. asırda Batı karşısında mukavemet gösteremeyen
İslam dünyası Avrupa ile önceki karşılaşmalarda olduğu gibi sadece ilmi veya askeri-
siyasi alanda değil hayatın hemen hemen her alanında vuku bulan bir karşılaşma
gerçekleştirmiştir. Bu karşılaşmada Avrupa, tabiri caiz ise sadece İslam dünyasını değil
aynı zamanda tüm Batı dışı toplumları yenilgiye uğratarak modernizasyona dayalı tek
taraflı bir tesir oluşturmaya çalışmıştır. Haddizatında sosyo-kültürel olarak modernizm,
askeri ve iktisadi olarak emperyalizm ve sömürgecilik, siyasi ve idari olarak ulus-
devletleştirme, dini olarak misyonerlik, ilmi olarak düşüncede pozitivizm, felsefe ve
tarihi materyalizm, biyolojik ilimlerde Darvinizm, psikolojide Freudizm’in hakimiyeti
ve dini ilimlerde oryantalizm İslam dünyasının bütün alanlarını tesir altına almıştır."
19.02.25
kütüphanedeyim. arka fon böyle. Ramazan ilk gün.
"çağla aşık yunus çağla, hû mevlam hû. sen özünü hakk'a bağla. hû mevlam hû. ağlar isen başına ağla. hû mevlam hû. elden vefa yoğa benzer. hû mevlam hû."
16.02.26
nasıl oldu bilmeden geldiğim yer buna yakın olabilir
olur da bir gün kalemimi oynatma cesaretim olursa: yola çıkma hikayemi yazacak olursam. yalnızlıktan başlamalıyım. yalnızlığı sevmemden. ya da sevdirilmesinden. hirasız olmuyor.
14.02
Uster Bibliothek
Dün Basel'de Beyütl Makdis seminerim vardı. Sevgi derneğinde. Basel, Herzl'in siyonist kongreyi yaptığı yer. Sembolik olarak bir anlamı var, en azından benim için. Orada tanıştığım Azize dedi ki, "belki de bizim bu çalışmalarım tarihin tersi yönde gideceğine dair bir mesajdır" kim bilir?
Ne demiş akif,
"Allâh’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol"
eyvallah
Bir de seminerden sonra yanıma gelip "çok güzel anlattın al sana hediye çorap" diyip lacivert çorap hediye eden teyze seni de unutmayacağım. Nasıl malum oldu ki sana benim lacivert çoraba olan ihtiyacım?
12.2.26
çalışmada ikinci gün. aynı anda çok yerde bulunmak mümkün olsa ruhum nasıl hissederdi acaba?
bir de şey hisettim, fakülteyle ilgili bir şey oldu, iyi hissettirilmek de iyi hisettirmek kadar önemliymiş.
teşekkürler sevgili departmanım.
11.2.26
Ramazan'a bir hafta kala yenilenme manifestosu. Konum aynı. Şükür, dirilmiş bir azim, çaba ve plan ile yeni döneme başladım. Korkular yine var tabi ama kontrol edilebilir. Yolda bilmem kaç kere tökezledikten sonra daha kontrol edilebilir oluyor korkular da. İsviçreye döndüm. Dönüşler her defasında bir şeyleri de alıp gidiyor ya. Ya da ekliyor. Bu başka bir meselin konusu. Findings chapterırnı Ramazana kadar bitirsem aliyyul ala olur. Umarım Ramazan'da dobarlanmama vesile olur. Salışlarımın değil derli toplu oluşlarımın başlangıcı olur. Disiplin ya Rab!
Nasıl oldu bilemedim ama güzel bir şey oldu iç alemimde. Sanırım bir parça teslimiyet öğrendim. Ve olma bilincini biraz kenarından keşfettim. Kendin olma ve olmayana yahut olana "O'ndan gelir O'na gider" bilinciyle bakma. Kenarından kıyısından bu bilince ulşama çabasında olmak bile büyük ferahlık. Hamd.
Yorumlar
Yorum Gönder